İbrahim Karagül: Lübnan’da Türk askerine saldırı mı?

İsrail’in 33 günlük Lübnan saldırısından hemen sonra, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin aldığı 1701 sayılı kararla uluslararası güçlerden oluşan askeri birlikler Lübnan topraklarına yerleştirildi. Lübnan hava sahası kontrol altına alınırken, Doğu Akdeniz’e oldukça yoğun bir askeri yığınak yapıldı. Uluslararası güç, İsrail’in hedef alanı ilan ettiği bölgelere yerleştirildi. Amaç, Lübnan’ı korumaktı. Saldırı İsrail’den gelmesine rağmen yabancı güçler sınıra değil Lübnan topraklarına yerleşti. Saldırının geldiği ülke sınırına değil! Sonraları, bu güçlerin aslında İsrail saldırılarını önlemek için değil, Beyrut’taki ABD destekli hükümeti korumak ve Hizbullah’ın gücünü sınırlamak için geldiği netleşti. Bugün Beyrut sokakları dolu. Şiiler, Sünniler, Hristiyanlar, hükümeti düşürmek için diretiyor. Hizbullah, askeri başarısından sonra siyasi olarak da Lübnan’da gücünü gösterme konusunda oldukça kararlı. Hükümet düştükten sonra nasıl bir Lübnan’la karşılayacağız? İç savaş tezleri, yabancı güçlerin aktif müdahalesi, din ve mezhep eksenli çatışmalar gibi kötü senaryolar konuşuluyor. Kimse bunların dışında Lübnan krizine son verecek bir proje önermedi şu ana kadar.

Suikastlerle bugüne getirilen Lübnan’da bir adım sonrası ne olacak? ABD ve Müttefikleriyle İran-Suriye ve müttefikleri olan örgütler arasındaki mücadelede ne gibi yeni sürprizler ortaya çıkacak? Ortamı yumuşatacak bir çözüm önerisi sunulmazsa, önümüzdeki günlerde bütün hesapları bozan, ülkeyi içinden çıkılmaz hale sokan yepyeni bir gelişme, olay, provokasyon olabilir. ABD, İsrail ve bölgedeki güçler, Beyrut’taki bu duruma bir şekilde müdahale edecek? Bu müdahalenin niteliği nasıl olacak? Hizbullah’ı, dolayısıyla İran’ı ve Suriye’yi dizginlemek, Lübnan’da artan etkilerini kırmak için ne yapılacak?

Birinci ihtimal: Bölgedeki uluslararası güç, Hizbullah’ın belirleyici olacağı bir Lübnan’a izin vermeyecek. Şimdiki hükümeti iktidarda tutamazsa bile, Hizbullah’ın gücünü sınırlamak için oldukça etkin görevler üslenecek.

İkinci ve en önemli tehlike: Yabancı güçlere yönelik saldırı. Bu ihtimal hep vardı. Her an, bir porvokasyon yapılacağına, suçun Hizbullah veya ABD karşıtı güçler üzerine atılacağına ve Uluslar arası gücün kendini bir iç savaşın içinde bulabileceğine dair çok ciddi endişeler mevcut.

Bir çok kimse, bu endişe çerçevesinde, Türk birliğine saldırı ihtimali olduğunu, Türkiye’yi Hizbullah’a karşı mevziye çekmek, bölgesel Şii-Sünni kamplaşmasına hazır hale getirmek için bir oldu-bitti yaşanabileceği ifade ediliyor.

İsrail Başbakanı Ehud Olmert’in, “El Kaide’nin Lübnan’daki BM Barış Gücü UNIFIL’e saldıracağı” açıklaması endişelerimi oldukça artırdı. İsrail askeri istihbaratı, Türkiye’nin de asker gönderdiği Lübnan’daki BM Barış Gücü’nün tehlikede olduğunu Olmert’e bildirmiş. İstihbarat daire başkanı Albay Yossi Baidatz, el-Kaide’nin UNIFIL’e saldırmaya hazırlandığını, Lübnan’da, özellikle mülteci kamplarındaki varlığına dair önemli göstergeler bulunduğunu, amaçlarının BM gücüne saldırmak olduğunu iddia ediyor.

Gerek UNIFIL’e, gerekse Türk birliğine saldırı endişesini taşıyanlar, saldırının el Kaide’den değil, Lübnan’da yeni bir askeri süreç başlatmak isteyenlerden geleceğini sık sık dile getirdi. Ben de bu kanaatteyim ve bunu gündemde tutmaya çalıştım. Bir süre önce, Lübnan’da el Kaide adına bildiriler dağıtıldı. Tabi sahte bildiriler. Sünnilere, Hizbullah’a karşı harekete geçmeleri çağrıları yapılıyordu.

El Kaide adına yapılan saldırılar sonrası neler olduğunu bir kez daha gözden geçirelim. El Kaide üzerinden ne tür planlar yapıldığını, hangi kirli tezlerin kamufle edildiğini hatırlayalım. O bildiriyi yayınlayanlar, El Kaide’nin BM Gücü’ne saldıracağını söyleyenler ve Lübnan’da ABD/İsrail karşıtı güç birliğine karşı harekete geçmeye hazırlananlar aynı güçler.

Gerçekten, eğer böyle bir açıklama yapılıyorsa, bunu bir istihbarat teşkilatı yapıyorsa, saldırının bu çevreler tarafından planlanma ihtimalinin çok yüksek olduğu bir kenara not edilmeli.

Sinyora hükümetinin devrilmesini engellemek, devrilirse ondan sonrasını kontrol etmek, Hizbullah’ı durdurmak, Beyrut meydanlarını susturmak isteyenler, bugünlerde hiç de hoş olmayan planlar hazırlıyor. Bir suikast ya da BM Gücü’ne saldırı. Tabi Türk askerlerine saldırı ihtimalini de ekleyelim.

Ve şunu kaydedelim: Bu güçler, Lübnan’da şu an yaşanan sürece müsamaha etmeyecekler ve kesin müdahale edecekler. Müdahale sonrası savaş yeniden başlayacak. Şimdi fırtına öncesi sessizlik hakim.

Bir soruyla bitirelim: ABD ve İsrail istihbaratıyla Türk birimlerinin Kuzey Irak’taki ortak askeri üslerinden Lübnan’a sevk edilen silahlar hakkında kimsenin bilgisi var mı? Neden ortak askeri üs, neden o üste füzeler depolanıyor, neden bu silahlar Lübnan’a gönderiliyor?

Şimdilik bu kadar…

İbrahim Karagül / Yeni Şafak

Reklamlar

Bir Yanıt

  1. Merhaba

    Bunu yazanın adını da kullanalım, bu metnin üzerinden basın toplantısı yapalım

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: