ibrahim Karagül: ‘Ülkemi bombalayın’ diyen lider ve milyonların sesi!

İsrail’in Güney Lübnan’ı harabeye çevirdiği 34 günlük saldırılar devam ederken, Lübnan’ın önde gelen isimlerinden biri İsrail Başbakanı Ehud Olmert’i arayarak, saldırılara devam etmelerini istiyor. “Biz bu Hizbullah’ı bitiremiyoruz, siz bitirin” diyor. Bugünlerde milyonları sokaklara döken Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah, bu liderin kim olduğunu söylemiyor ama bilenler, siyasi çıkar için ülkesine saldırılmasını isteyen kişinin Dürzi lider Velid Canbolat olduğunu söylüyor. ABD ve İsrail’i arkasına alıp, Suriye ve Hizbullah’a savaş açmış görünerek siyasi kazanç elde etmeye çalışan bir kişinin, kendi ülkesini nasıl satabildiğinin çarpıcı, utanç verici bir örneği. Yaşadığımız coğrafya, bu tür aşiret politikaları örnekleriyle dolu. Küçük çıkarları için ülkelerini satan, büyük krizlere gözü kapalı giden lider örnekleriyle dolu.

Canbolat’ın planı basitti: ABD ve müttefikleri Suriye ve İran’a karşı kriz süreci uyguluyor. Bölgeyi etnik ve mezhep eksenli ayrıştırıyor. Yeni bir Ortadoğu dizayn ediyor. O zaman ben bundan alabildiğine nasipleneyim. Nasıl olsa Hizbullah tasfiye edilecek. Nasıl olsa Suriye parçalanacak. Nasıl olsa Lübnan iç savaşa sürüklenecek. Nasıl olsa yabancı güçler Lübnan’a yerleşti. O zaman benim için bir sorun yok. Güçlüden yana olayım. Beni korurlar….

14 Şubat 2005’te eski Başbakan Refik Hariri öldürüldükten sonra Suriye karşıtlarına yönelik suikastler devam etti. Gençler ‘Sedir Devrimi’ adı altında renki devrimler için Beyrut sokaklarına sürüldü. Ama, ‘Sedir Devrimi’ provalarının yapıldığı meydanlarda şimdi milyonlarca insan toplanıyor. Kimse renkli devrimlerden söz edemiyor. Lübnan’ın bütünlüğünü savunanlar, Şiiler, Sünniler, Hristiyanlar Beyrut sokaklarında yürüyor.

Irak’ta yenilen müttefikler, İran’ı da, Suriye’yi de ağızlarına alamaz lodu. Kurtuluş için düşmanlarına sarılmak zorunda kaldı. Lübnan’a yığdıkları yabancı güçlerle, Lübnan açıklarında demirleyen müttefik donanmasıyla karşıtlarını ezeceklerdi. Şimdi, iktidarda tuttukları zayıf bir hükümeti bile kollamaktan acizler. İsrail saldırıları sırasında Güney Lübnan’ı savunmak için silah gönderilmesini engellemeye çalışanlar, saldırıyı mezhep savaşı olarak gösterenler, şimdilerde suskun, endişeli.

Önceki gün Beyrut meydanlarında toplanan yüz binlerce insanın sesine neden kulak verilmedi? Sedir Devrimi için toplanan birkaç yüz kişi, haftalarca dünya basınının gündeminde kalırken, çarpıcı resim ve görüntülerle sunulurken, günlerdir aynı meydanlarda toplanan kalabalık neden ihmal ediliyor? Cuma günkü birlik gösterisi, önceki günkü dev kalabalık neden ilgi görmez? Görmez tabi.. Görmeyecek de.. Çünkü bu ses, özgürlüğün, onurun, yerli olmanın, direnmenin ve tarihin sesi. Kuklaların, “daha fazla saldır” diyenlerin, üç kuruşluk çıkar için değerlerini pazarlayanların sesi değil.

Sedir Devrimi’nden, Güney Lübnan’ın dize getirilmesinden, emperyal sömürgeye hayır diyenlerin tasfiye edilmesinden emin olanlar şimdi ne yapıyor. Beyrut’taki milyonların karşısını çıkabiliyor mu? Yerel direnci hiçe sayanlar, petrodolarlarla, yolsuzluk paralarıyla, suikastlerle, entrikalarla, yalanlarla Irak’ı mahvettikleri gibi Lübnan’ı da paramparça etmeye çalışanlar, bir garnizon ülkeye, askeri üsse dönüştürmeye kalkışanlar, sokaklardaki direnci, sokağın gücünü yenebilecekler mi, bu sesi susturabilecekler mi? Sinyora hükümetini korumak için bu ülkede bulunan uluslararası güç, Şii-Sünni-Hristiyan ortak hareketine karşı savaşa mı girecek? Bunu başarabilecek mi? Bu mümkün mü?

“Lübnan, Irak ve Filistin’de iç savaş çıkacağına dair açıklamaların geçmişte Şii hilal söylemini pazarlamaya çalışan çevrelerden gelmesi dikkat çekici. İsrail’in Filistin’deki, ABD’nin de Irak’taki işgaline veya Lübnan’a yapılan müdahalelere değinilmiyor” diyen Seyyid Hüseyin Fadlullah, bölge inanının bu tuzağı boşa çıkaracağını söylüyor. İşte şu an Beyrut sokaklarında bunun provası yapılıyor.

Müslüman Kardeşler’in Lübnan kolu olan Cemaat-i İslami’den ayrılan Sünni dini lider Fethi Yeken de, Cuma hutbesinde; “ABD’nin Lübnan’a uzanan eli kesilecek, Büyük Ortadoğu Projesi Lübnan’da mezara gömülecek. Bu kalabalık yalnızca Şiilerin, yalnızca Sünnilerin değil, bu kalabalık Lübnanlıdır, Lübnan kadardır. Ey Lübnanlılar! Sünniler! Şiiler! Dürziler! Hristiyanlar! Sakın bölünmeyin. Parçalanmaya karşı durun” diyerek, ABD’nin Irak’takine benzer mezhep savaşı projesini Lübnan’da uygulamaya çalıştığını, bunu boşa çıkaracaklarını söyledi. Şiiler ve Sünnilere Cuma namazı kıldıran Yeken de, tıpkı Fadlullah ve Nasrallah’la aynı dili kullanıyor.

Nasrallah’ın; “Lübnan’da Şiiler ile Sünniler arasında hiçbir zaman savaş çıkmaz. Onların kanı bizim kanımız, onların evi bizim evimiz. Sinyora hükümeti Sünni hükümet diyorlar. Hayır, Sünni değil, ABD sefirinin hükümeti. Gerçekten Sünni olsaydı önce biz tabi olurduk” şeklindeki sözleri, bu coğrafyaya ihtiyaç duyduğu vizyonu sunuyor.

Şii Hizbullah, Sünni Cemaat-i İslami, Hristiyanlar, Fethi Yeken, Fadlullah ve Nasrallah’ın yürüttüğü insan selini şimdi ciddiye almayanlar, yakında bu öfkenin Washington’ın kafasında patlayacağını şimdiden düşünebilmeli.

Yeni Şafak Gazetesi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: