Ortadoğu’nun Düğümü Lübnan

lubnan

Talin SUCİYAN – Beyrut

Bu yazı yazılırken Lübnan, Nasrallah‘ın çağrısıyla sokaklara dökülecek binlerce göstericiyi bekliyordu. Başbakan Fuad Siniora‘nın ofisi olağanüstü güvenlik önlemleriyle korunurken, okullar ve şehir merkezindeki işyerleri kapatılmıştı. İki yıldır tırmanmakta olan gerilim kopma noktasına mı yaklaşıyor, bunu göreceğiz.

Gerilimin hızla yükselmesinde elbette sanayi bakanı Pierre Gemayel’in (Piyer Cemayel) öldürülmesi önemli rol oynadı. Ülkede “iç savaş” yeniden telaffuz edilir oldu. Gemayel suikastının hemen ardından çıkan haberler “Suriye karşıtı bakan öldürüldü” şeklindeyken, Gemayel ailesine hem Lübnan özelinde hem de krizli Ortadoğu bağlamında bakmak, bu söylemden bir adım ileri gitmek için şart.

Pierre Gemayel’i kim öldürttü, elbette bilmiyoruz. Ama hem Nazi hayranı hem işgalci işbirlikçisi bir dedenin torunu olmak ve dedesiyle aynı ismi taşımak, ülkenin milliyetçi, yanar döner Falanjistlerinin geleneğinden gelmek, ailesinden iki kişiyi suikasta kurban vermiş olmak, hayatı kolaylaştıran şeyler olmasa gerek.

Dede Pierre Gemayel 1936’da katıldığı Berlin Olimpiyatları’nda Nazi örgütlenmesini görüp hayran kalmış ve ülkesine döndüğünde benzer nüveler taşıyan Falanjist partisini kurmuştu. 1975’te iç savaş çıktığında, dede Pierre Gemayel boş durmayıp önce Suriye’yi Lübnan’ı işgale davet edip, sonra dönüp İsraillilerle iş birliği yapmıştı. Bu her duruma ayak uyduran haliyle Falanjistler, 1982’deki İsrail işgali sırasında, Sabra ve Şatilla kamplarındaki Filistinlileri katletme işini İsrailli askerlerin “süpervizörlüğünde” halledivermişlerdi. İsrail ordusunun başında daha sonra adı “barış adamına” çıkan Ariel Sharon vardı.

Dede Pierre Gemayel’in derdi Filistinlilerle, daha doğrusu Müslümanlarlaydı. Öte yandan Şiilerin de derdi Sünni Filistinlilerdi. Bu nedenle de Şiiler, İsrail ordusunu bando mızıka karşılamışlardı, İsrail’in kendilerini Filistinlilerden “kurtaracaklarını” umuyorlardı. Gelin görün ki, kısa bir süre sonra bu acayip tablodan ortaya İsrail’e karşı direniş hareketi olarak Hizbullah çıktı.

Gemayel ailesine dönecek olursak, Lübnan politikasının iktidar olamamış muhteris adamı Pierre Gemayel’in küçük oğlu Bashir Gemayel, iç savaş sırasında aşırı sağcı Hıristiyan bir milis grup kurarak Müslüman Lübnanlılara ve Filistinli militanlara savaş açmıştı. Doğal olarak da yine İsrailliler tarafından desteklenmişti. Bashir Gemayel, tam da iktidara gelmişken 1982’de suikasta kurban gitmişti.

Bashir’in ağabeyi Amin Gemayel, yani geçen günlerde öldürülen Pierre Gemayel’in babası, daha zayıf bir lider olmakla beraber ortalığı karıştırmaya yetecek bir hamle yaparak, her zaman Sünnilerden seçilen başbakan pozisyonuna Maruni Hıristiyan General Michel Aoun’u getirmişti. General Michel Aoun da Lübnan politik sahnesinin kendini Napolyon sanan ilginç tiplemelerinden biri. İki yıllık geçici başbakanlığı görevden alınmasıyla sona ermiş, bu hüsranı Suriye’ye savaş açarak unutturmak isterken, feci bir yenilgiye uğramış ve sonunda 14 yıllık sürgün hayatına mahkum olmuştu. 2005’te döndüğü Lübnan’da, iktidara giden yolun Hizbullah’la arayı sıcak tutmakta olduğunu anlayarak, Suriye karşıtlığından çark edip Hizbullah’la aynı kampa geçiverdi.

Bu birbirinden ilginç politik simaların yanında 34 yaşındaki torun Pierre Gemayel, son derece silik kalıyor. Gemayel ailesinden, ılımlı bir sanayi bakanı. Gemayel ailesi ve ailenin ülkenin kaderini belirlemekte oynadığı rol düşünüldüğünde öldürülmesi daha çok stratejik gözüküyor.

İsrail-Filistin-Suriye-ABD ilişkileri

Gemayel’in öldürülmesinden sonra çıkan haberler, bakanın Suriye karşıtlığına vurgu yapıyordu. Aslında böyle yaparak “katile” de işaret edilmiş oluyordu. Suriye. Oysa yukarıdaki tablo da, İsrail, Suriye, Filistin ve ABD arasındaki düğümler de işlerin bu kadar yalınkat olmadığını gösteriyor.

Nasıra’da yaşayan Britanyalı gazeteci Jonathan Cook’un, “Suriye, Gemayel’in ölümü için uygun bir günah keçisi” başlıklı yazısında, Suriye’nin el çabukluğuyla günah keçisi pozisyonuna düşürüldüğünü ancak, bu sayede başka dinamiklerin arka planda kaldığına işaret ediyor. Cook, İsrail’in bu suikastten pek çok fayda sağlayabileceğini ileri sürüyor.

* Birincisi, Hizbullah’ın son savaştan “galip çıkması”yla, Şiiler uzun yıllar boyunca itildikleri marjinallikten kurtulup parlamentodaki temsiliyetlerini arttırmak istiyorlar. Böyle bir suikastin Hizbullah’ı destekleyen Suriye tarafından yapılması Hizbullah’ı güçlendirmez aksine zayıflatır.

* İkincisi, bu suikast Lübnan’ı yeniden iç savaşın eşiğine getirdi ki, bu Lübnan’daki dini cemaatlerin hiç işine gelmeyeceği gibi, Hizbullah’ın yer altı kadrolarının sokaklara çıkması demek olacaktır. Bu da Suriye’nin hiç işine gelmez, Hizbullah’ın tüm enerjisi iç savaşa giderken, bundan faydalanacak olan yine İsrail olacaktır.

* Suriye zaten öldürülen diğer dört kişinin de faili olarak anılıyor. Hariri’nin öldürülmesine ilişkin kurulacak uluslararası mahkeme yine dikkatleri Suriye’ye çevirecek.

* Golan konusunda son zamanlarda ılımlı açıklamalar yapan Suriye devlet başkanı Beşar Esad’ın “gelin görüşelim” çağrısı İsrail’in işine gelmiyor, çünkü Suriye’yle barış yapmak demek Filistinlilerle de barış yapmak demek. Cook’a göre İsrail’in öyle bir niyeti zaten yok.

* Son olarak, işe bir de ABD tarafından bakan Cook, Suriye’nin bu suikastle suçlanmasının yeni muhafazakarların sönük yıldızını yeniden parlatmaya yarayacağını, Suriye’nin ıslah olmazlığını kanıtlaması açından Washington’un pek işine geleceğini söylüyor.

Lübnan’da yaşamış ve gazetecilik yapmış Charles Glass, Gemayel suikastini İsrail ve Suriye arasında süregelen savaşın Lübnan topraklarında sürdürülmesi olarak değerlendiriyor. ABD’nin kilit rolüne dikkat çeken Glass ne Suriye’nin ne de İsrail’in Amerika’nın onayı olmadan Lübnan’a girebileceğini söylüyor. “1976’de Henry Kissinger Suriye’nin Lübnan’ı işgalini onayladı, 1982’de Kissinger yerine gelen Alexander Haig, İsrail’in Lübnan’ı işgalini destekledi, 1990’da James Baker Suriye’nin Lübnan’ın belli bölgelerine girmesine yeşil ışık yaktı.”

Charles Glass, Lübnan üzerinde düğümlenen İsrail, Suriye ve Filistin arasındaki sorunun çözümünün Amerika’dan geçtiğini, yapılacak olası bir anlaşmanın da Golan Tepeleri’nin geri verilmesi ile Filistinlilerin haklarının tanınmasıyla mümkün olacağını söylüyor.

İsrailli barış aktivisti ve yazar Uri Avnery de aynı kanaatte. ABD’nin, İsrail’in Suriye’yle konuşmasını engellediğini söyleyen Avnery, Golan kartını ABD’nin elinden almanın yolunun bir an önce Suriye’ye Golan Tepelerini vermek ve barış yapmak olduğunu yazıyor.

Gemayel suikasti, 34 yaşındaki ılımlı bir Suriye karşıtının öldürülmesi şekline büründürülmeye çalışılsa da, karmaşık arka plan buna izin vermiyor. Lübnan, Suriye ve İsrail gibi iki komşuya sahip talihsiz bir ülke olarak, Ortadoğu’nun yükünü sırtında taşımaya devam ediyor. Cuma yapılan gösteri de muhtemelen bu ağırlığın dışavurumu olarak ortaya çıkıyor.

BİA

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: