Direnişe ‘tanıklık’ etmek

Zafer Ülger – HOP

Ben orada çok ikili bir duygu hissettim. İkili bir izlenimim söz konusu. Bir yandan saldırı ve işgalin arkasında dünya üzerindeki tehdidi çok ciddi bir şekilde görüyorsunuz. İsrail saldırısı sivilleri hiçbir şekilde kazara öldürmedi. Bunu bombardımanın yapılış biçiminde bile çok net bir şekilde görülüyordu. Hizbullah binası tümüyle yıkılırken etrafındaki binalara zarar verilmiş. Dolayısıyla yapılmak istenilen şey sivil halka “sizin bombalanmanızdan, katledilmenizden asıl sorumlu olan Hizbullah’tır” mesajı vermek olmuş. Asıl olarak bir iç savaş yaratılmak istenmiş.

Yani bir tarafta muazzam yıkıcı bir gücü var. Dünyanın karşı karşıya kaldığı tehlike böyle bir şey. Muazzam yıkıcı güçlere sahip bir emperyalizm ve onun Ortadoğu’daki savaş makinesi İsrail var ama diğer taraftan da muazzam bir umudu gördüm. Çünkü o güç durduruldu. Üstelik bu gücü durduran da küçük bir ülkenin Hizbullah ve Komünist Partisi gibi çok da büyük olmayan güçleri.

Peki bu büyük olmayan direniş güçleri saldırıyı nasıl durdurdu? Bunu çok hissettim; saldırıyı durduran birlikti. Direniş konusunda iki taraf da çok net. Direniş konusunda Hizbullah ve LKP ve diğer özneler arasında en azından şu anda çok net ve diplomatik bir birlik var. Dünyanın en büyük askeri gücünü durdurulması da bu küçük ülkedeki birlik üzerine yükseldi. Umudu veren de bu.

Bu küçücük ülkede bu kadar farklı toplumlar bu kadar mozaik varken, emperyalizmin oyunlarına, yani bölünmeye, yani karıştırılmaya bu kadar müsaitken; üstelik de 1930’lardan bu yana bu kadar iç-savaş yaşamışken bu yapılabiliyorsa, yani İsrail durdurulabiliyorsa bu dünyanın her tarafında yapılabilir.
Evet sıcak savaş Lübnan’da da yaşandı. Yarın nereye sıçrayacağını da bilmiyoruz. Bu günden mevzileri güçlendirmek gerekiyor. Lübnan’da kazandıran politikanın birlik olduğunu defalarca ve defalarca altını çizmek gerekiyor. Direniş konusunda tutum alan herkes ile birlikte durmak bugünün en temel görevi olarak görüyorum.

Lübnan direnişine “bizden talepleriniz nelerdir” diye sorduğumuzda “tanık olmanızı istiyoruz” dediler. Dolayısıyla bu tanıklığı şimdi layıkıyla yerine getirmemiz gerekiyor. Biz turist olarak değil direnişle dayanışmaya gittik. Orada direniş için yapabileceğimiz şey sınırlıydı. Geriye döndüğünüzde bulunduğumuz yerde, bölgemizde, mahallemizde, işyerimizde, okulumuzda bu tanıklığı örgütlememiz gerektiğini düşünüyorum.

Direnişe sıcak bakmayan Lübnan hükümetinin sokaktaki askerlerinin fotoğraf çekilmesini istemediklerini gördüm. Hizbullah ve LKP’nin bizden tanıklık etmemizi istemesi bile kendi başına büyük bir anlam taşıyor. Bunun anlamı da şu: evet emperyalizm Lübnan’ı dünyaya kapatmak, bölmek, bir iç-savaşa sürüklemek ve yönetmek istiyor. O zaman bizim görevimizin de bu sınırları açmak, yaşananları her yerde anlatmak ve emperyalizme karşı bütün bu parçaları birleştirmek olduğunu düşünüyorum.

Dolayısıyla şimdi asıl iş bize verilen görevi, yani tanıklığı gerçekleştirmektir. Bunun için elimizdeki her türlü belgeyi, toplandığımız her türlü izlenimi, her türlü kaydı birleştirecek internet sitesi, gazete, basın… her türlü imkanı kullanarak yaymalıyız.

En kısa zamanda buradaki bütün tanıklıkları birleştirecek bir konferans yapmalıyız. Bunu Lübnan’a giden herkesi kapsayacak biçimde örgütlemeliyiz. Sanırım buradaki birçok arkadaş bu konuda zaten hemfikir. Dolayısıyla iki hafta içinde böyle bir çalışmayı organize edebilirsek direnişin iki haftalık görevini yerine getirmiş oluruz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: